Bir Kraliçe, istediği kitaplara sahip olmak için çok kötü şeyler yapar...


20.8.19

"Mezarın Dibinde - Jeaniene Frost" Kitap Yorumu ♛



    Tekrar merhaba millet. Çok zaman geçmeden geri geldim, öyle ki daha bir gün bile olmadı! İşte ben böyle görev aşkıyla yanan bir insanım, evet elbette öyleyim. Yatıp kalkıp blogumu düşünürüm. Aklımda hep burası vardır gibi birçok başka yalan. Geçip giden birkaç saatte önemli bir şey olmadığı için yine direk yoruma geçmek istiyorum çünkü BU KİTAP MUHTEŞEMDİ.


    Mezarın Dibinde sanırım serinin en en en güzel kitabı olabilir benim için! Daha diğerlerini okumadım ama bundan neredeyse emin gibiyim. Kısaca hemencecik konudan bahsedeyim de daha çok fangirl'lük yapayım. Cat ve Bones yine bildiğimiz gibi, sevgili Bones üzümlü kekim, Cat ve ekibine vampirleri alt etmelerine yardım ediyor. Bizim çift geçen kitapta vampirlere özgü bir şekilde evlenmişlerdi, burada da Bones 'adam gibi bir de nikah kıyalım ulan' diyor ve evlenme teklif ediyor. Keşke her şey böyle minnoş ilerlese ama ne gezer. Bu seferki düşmanımız fena güçlü ve bir kadın. Ayrıca da büyücü. Ultra tehlikeli yani.

    Düşmanımız Patra, bildiğimiz Kleopatra'nın kızı ve annesinin adının kısaltılmış versiyonunu kullanıyor. Ayrıca vampirlerin atası, büyük babası ya da dedesi işte ne derseniz onu deyin, Mencheres'ın karısı ve bir da Bones ile de bir ilişkileri olmuş. (beyin yanması yükleniyor...) Gerçekten çok güçlü bir düşman, bizimkilere kök söktürüyor. Bir diğer ama Patra'dan daha önemsiz olan düşmanımız ise Max. Cat'in lanet, pislik, bok babası. Cat'e biraz acı çektiriyor ama neyse ki Max olayı pek uzamıyor.

    Kitap boyunca Patra ile uğraşıyoruz. Bir diğer önemli olay ise burada CANIMIN İÇİ, KALBİMİN SAHİBİ VLAD'I görüyoruz. Vlad olunca vallahi Bones da, Spade de yani HERKES önemini kaybediyor benim için. Ayyy, Vlad'ın geldiğini anladığım andan beri kitap benim için daha güzel geçti. Yanında her zaman bir Leila hayal ettim ama tabii burada imkansızdı. Yine de AY ALLAHIM, BU NASIL BİR KARAKTER, BİR İNSAN AY AMAN VAMPİR BÖYLE MÜKEMMEL OLABİLİR Mİ? Gerçekten aşırı çok seviyorum ya! Cat ile arkadaş olmalarına da bayıldım. Vlad ve Bones'un nasıl tanıştığını, neden birbirlerinden hoşlanmadıklarını okumayı çok istiyorum. Umarım yazar diğer kitaplarda bundan bahsetmiştir.

    Diğer bir önemli olay ise Bones'un Mencheres'ın dengi olması! Bu sayede birinci kitapta 'neden akıl okuyamıyor, hani okuyabiliyordu' dediğim Bones artık akıl okuyabiliyor! Dünya için küçük ama benim için büyük bir ayrıntı olduğu için bundan da bahsetmek istedim. Gerçekten enfesti kitap ya. Aksiyon boldu, tansiyon bir saniye bile düşmedi ve ve ve sonunda Cat, Tate aptalına ağzının payını verdi. Keşke bir taraflarını kesseydi ama olsun belki sonra keser. (nolur kessin, biçsin onu) :)))

    Neredeyse iki defa Bones öldü süsü verdi yazar ama elbette ikisini de yemedim ama Cat'in iki seferde de tepkisi çok çok güzeldi. İkisinin aşkına BA-YI-LI-YO-RUM. Öyle tatlılar ve birbirlerini o kadar güzel tamamlıyorlar ki! Cat varsa kesinlikle Bones da olmalı, Bones varsa Cat de. En en en yakışan çiftlerden biri onlar ve ikisini okurken hiç sıkılmıyorsunuz.

ay bones'u böyle hayal edince daha hoş geldi gözüme.
nihaha.

    Patra'ı Mencheres sayesinde yenmeleri çok hoştu ve sen neymişsin be Mencheres! Adamda yok yok gerçekten. Aşırı güçlü, şok oldum okurken ve birçok yerde VLAD NERDEĞ diye haykırdım. Zaman içinde toparladım kendimi ama ben toparlayana kadar kitap bitmişti, eheh.

    spoiler  ayrıca tate aptalının vampir olması çok mu gerekliydi? O ve Cat'in arabadaki sahnesini kusarak okudum, biraz daha uzun sürseydi yediğim tüm yemeği çıkartacaktım, o kadar iğrençti yani. Ah Bones ah, şu salak bebenin ağzını yüzünü kırmadın ya sana daha ne diyeyim ben. bitti. 

    Denise ve şekerim Randy'nin başına gelenler yüzünden bu kitabı bitirir bitirmez Denise'nin hikayesinin anlatıldığı Kızıl Damla'ya başladım. (ve bitirdim ama konumuz bu değil) O yüzden hemen dördüncü kitaba devam etmedim, birazcık Cat ve Bones'u özleyeyim dedim. Onun da yorumu yakında gelir, yazarım inşallah.

    Gece Avcısı serisini küçük-büyük ama daha çok büyük herkese tavsiye ediyorum. Sıkılmadan, eğlenerek ve deli olarak okuyabileceğiniz enfes bir seri. Jeaniene sen nasıl bir kraliçesin de böyle kitaplar yazdın? Ayakta alkışlıyorum kız seni. Bir daha görüşüne kadar, kendinize iyi bakın. adios.











ALINTILAR ♛ 



    "Aslına bakarsan Justina, katil bir ceset olmamla ilgili konuşmak için aramamıştım... Hayır, yozlaşmış bir fahişe olmamla da ilgili değil. Annemin de bir fahişe olduğunu söylemiş miydim hiç? Söylemedim mi? Bak şu işe, bizim nesilde fahişelik çok eskilere dayanır..."
    Bones, anneme geçmişi hakkında küçük bir bilgiyi daha sunarken derin bir nefes aldım. Annem şu anda ağzından köpükler saçıyordu muhtemelen.
    "Sana güzel bir haber vermek için aradım. Kızına evlenme teklifi ettim ve kabul etti. Tebrikler, artık resmen damadım olacağım. Sana şimdiden anne demeye başlayabilir miyim, yoksa düğünü beklememi mi istersin?"

                (Bones, sayfa 19-20) 





    Bones sonunda aklımdan geçenleri anlamıştı. "Kedicik, hayır."
    "Bu kabul edilebilir bir risk," diye karşı çıktım.
    Vlad da büyük ihtimalle aklımdan geçenleri okumuştu ki birdenbire gülmeye başladı. "Ah, Bones, belki de mutfaktan dışarı adım atmayan uysal bir kadınla evlenmeliydin."
    "Hassiktir, bildiğin başka bir pazarlama hilesi daha var mı?" dedi Bones hiddetle. "Senin adını popülerleştirecek başka bir yazarla görüşmeye ne dersin?"
    "Nasıl yani, Anne Rice telefonlarına cevap vermedi mi, dostum?" diye sordu Vlad sert bir biçimde. "Kıskançlık işte böyle çirkin bir özellik."
    Tam konuşacakken kendimi tuttum. Ian aynı sağduyuyu göstermedi ve içten bir kahkaha patlattı.

                 (Sayfa 236) 





    "Senin silahların dişi mi?" diye sordum tüfeği alırken. Silahı yüklemek için horozu çekmek gerekiyordu. Benim silahlarımsa yarı ya da tam otomatikti. Duruma göre birini seçiyordum.
    "Evet, Cat. Çünkü kadınsı olan daima daha öldürücüdür."

                   (Cat ve Doc, sayfa 266) 





    "Elindekini kaybetme. Kaybedersen, hayatının geri kalanını bu yaptığından pişman olarak geçirirsin. Bones seni hak ediyor. Hak ettiğinden fazlasını almış bir sokak serserisi olmasına rağmen."
    Bu son sözleri daha yüksek sesle söylemişti çünkü ayak seslerinden Bones'un bize doğru geldiğini duyabiliyorduk. Vlad'a gülümsedim.
    "Seni pislik."
    "Öyleyim tabii. Ayrıca başka kötü özelliklerim de var. Ama, Catherine..." onu sadece benim duyabileceğim kadar kulağıma eğildi. "Atlamana asla izin vermezdim."

                      (Cat ve Vlad, sayfa 303) 





    "Hiçbirinizin konuşmasını istemiyorum," dedi Mencheres. Kemiklerin karşısına geçip oturduğundan beri ağzından çıkan ilk söz bu olmuştu. "Ben işimi bitirene kadar."
    İşini ne zaman bitirdiğini nasıl anlayacağız ki? diye düşündüm. Ayağa kalkıp selama durduğunda mı? Yer yarılıp içinden yaratıklar çıktığında mı? 

                        (Sayfa 369) 











PUANIM ♛ 




           5 YILDIZ:  Satırlarına aşık oldum! Hadi gidip evlenelim, tatlım! 











0 yorum:

Yorum Gönderme