Bir Kraliçe, istediği kitaplara sahip olmak için çok kötü şeyler yapar...


9.8.19

"4N1K 1 & 2 - Büşra Yılmaz" Seri Yorumu ♛



    Herkese kocaman bir selam millet! Bir önceki istekli "geri döndüm" yazısından sonra daha çok ve daha özenli yorum yazmam gerekiyordu ama tercih zamanı yazılmıyor ki canım! Ben ne yapayım yani, yoksa elbette harıl harıl yazarım. Hiç üşenmem, asla. Bla bla ve daha birçok yalan. Kimse bunlara inanmıyor o yüzden hemen kitaplara geçmek istiyorum.

    4N1K'nın ilk kitabını yılllaaar önce okumuştum. Vallahi yıllar önce, taa 2015 de okumuşum. O zamanlar kitap yeni çıkmıştı ama ondan önce ben wattpad de yazıldığı zamana pek yetişemedim. Hikaye sürekli önüme çıkıyordu ama okumam çok geç oldu. Ben ilk bölümlere başladığım zaman kitap anlaşması yapılmıştı ve İnternet den tüm bölümleri kaldırıldı. Ama hikayeyi çok çok beğenmiştim! Sadece 14 yaşındaydım, ne yapabilirim? Esprileri, yaratılan arkadaşlık ortamı, Ali Tekelioğlu (#teamali yiz evelallah, bir kere bile gönlüm Barış'a kaydıysa iki gözüm arkama aksın!), çetenin muhabbetleri yani her şey çok hoştu. Sadece arada Yaprak beni deli ediyordu ama baya sevmiştim.
bu kapak daha hoşmuş, bende ilk
çıkan kapak var :( 

    Çoğu insan kitabın konusunu biliyordur ama yine de kısaca bahsedeyim. Belki bilmeyen minnoş insancıklar vardır. Ana karakterlerimiz çok sıra dışı bir kız (!) olan Yaprak ve onun küçüklükten beri beraber büyüdüğü on iki yıllık dört arkadaşı Ali (kocaman kalp), Oğuz, Sinan ve Gökhan. Yaprak'ın hayatı bu dört çocuktan oluşuyor. Onlarla büyümüş, ağlamış, gülmüş. Neredeyse onlarla nefes almış. Aşk adı altında hayatında hiçbir şey olmamış. O da bunu aramıyor zaten. Ama on yedinci yaşında, tam doğum gününde ona bir hediye paketi geliyor ve hayatına ısrarcı bir şekilde, zorla Barış giriyor. Olaylar da böyle böyle başlıyor işte.

    İlk kitap cidden çok hoştu. Herkes Ali mi Barış mı ikiye bölündüğü için Yaprak'ın ikisinin arasında gidip gelmesi elbette çok normaldi. Ama bence, kimse bir Ali Tekelioğlu gibi sevemez! Ay öyle güzel, öyle özel seviyor ki YARABBİM BANA DA, NE OLUR ALLAHIM BU ACİZ KULUNA DA BÖYLE BİR ŞEY YOLLA diyesi geliyor insanın. O zamanlar da Ali'yi çok seviyordum, şimdi de çünkü ikinci kitabı okumak anca aklıma geldi ve birkaç saat önce onu da bitirdim.

    İkinci kitabın yorumuna geçmeden biraz daha birincisinden bahsetmek istiyorum. Çetenin arasında geçen her sahne öyle güzel ki onlar varken başka hiçbir karaktere gerek kalmıyor. Birbirlerine olan sevgileri gerçekten müthiş ya. Ne olursa olsun hepsi her zaman Yaprak'ın arkasında ve hep onu koruyorlar. Okuyanlar elbette biliyorlardır öyle komik sahneleri var ki! Çoğu zaman sesli gülmüştüm onları okurken. Ah bir de Tuna var, o da apayrı bir dünya vallahi!

    İşte ben o zaman ilk kitabı büyük bir aşk ve mutlulukla bitirmiştim çünkü  #teamali olarak çok istediğim bir şekilde bitmişti. (bundan sonra söyleyeceklerim spoiler falan değil çünkü bunu film ve dizi sayesinde yedi düvel biliyor, kimse parlamasın lütfen)  Yaprak Ali'yi seçmişti ve bende demiştim ki kendi kendime "oh be, ikinci kitap full bunlarla olur artık rahat rahat okurum, Ali ve Barış arasında gidip gelmeler bitti artık, hallelujah!" ama öyle bir şey olmadı! Yaprak Ali'yi seçmişti ama onların ilişkisini çete bilmiyordu ve bizimkiler de 400 sayfalık ikinci kitap boyunca söyleyemediler! Oysa ki ben onların rahat rahat ilişkilerini yaşadıkları sahneleri görmeyi çok istemiştim. Cry baby cry...

şirin!
    Bununla da kalsa iyiydi, Barış olsa bile öyle çok olmaz çünkü zaten seçim yapıldı da diyordum ama nerdee? Barış vardı ve Yaprak da beni sinir krizlerine soktu çünkü yaptıklarıyla Barış'ı da üzüyordu. İlişkiler hakkında hiçbir şey bilmemesi elbette normal ama bunun için Barış dan tavsiye alması?! Onu üzdüğünü gerçekten görememesi beni sinir etti. Ali ile bir kaç tane romantik sahnelerinin dışında yalnız kaldıkları anlar çok azdı. Sanki önceki kitapta Ali'yi seçmemiş gibi yine Ali ve Barış arasında gidip gelmeler vardı.

    Onun haricinde çete elbette çok komikti ve Gökhan'ın Merve ile tekrar birleşmemesi de süper olmuş ama madem Naz hikayeye girdi neden daha çok kalmadı? Naz dışında hikayeye yeni girin karakterler BENCE tamamen gereksizdi. Gökçe sahneleri beni o kadar çok bunalttı ki! Abisi Mudo ve kankisi Taylan bile daha komik ve tatlıydı! Onların olduğu bir iki sahnede güldüğüm bile oldu. Özellikle düğün sonrası araba sahnesi fena komikti! Hahah, güldüm cidden. Vallahi bak...

    Belki de araya bu kadar çok yıl girdiği için ikinci kitap bende beklenilen etkiyi yaratmadı. İlk kitapla ardı ardına okusaydım belki daha çok beğenebilirdim. Ama en azından Ali ve Yaprak ilişkisini öğrenseydi çete! Bunu bile üçüncü kitaba bırakmak şart mıydı? Hem zaten bence çete o kadar kötü bir tepki vermeyebilir. Belki Gökhan en fazla kızan olur ama geçer yani! Ali ve Yaprak mutlu olduktan sonra onlar da mutlu olurlar. Yılların arkadaşlığı sonuçta.

    Öyle işte 2015 okuduğum ilk kitabın ve 2019 da okuduğum ikinci kitabın yorumu ile geldim. İlk kitap hakkında daha çok şey hatırlasaydım elbette daha çok boşboğazlık ederdim ama idare edin lütfen. Bir dört beş yıl geçsin de üçüncü kitap çıkmış olursa da onu da o zaman okurum. Zaten size söylüyorum, bu iki kitap sırf Aliciğim için bile okunur. Çok fena bir karakter yazmış Büşra Yılmaz, vallahi şa-ha-ne.

    İki kitaptan da alıntılar bırakıp gideceğim buradan, bir sonraki boşboğaz yorumumda görüşürüz canlarım benim! Kendinize kocaman kocaman iyi bakın...









                                                ALINTILAR ♛  

    
     


    "Çıplak git, daha iyi. En azından çocuğun etkilenme ihtimali daha yüksek," dedi dolabımı karıştırmaya başlarken. "Bu tuhaf şey de ne?" Haki rengi bir kazağımı askıdan çıkarıp tuhaf tuhaf bakmaya başladı. "Kolları var bunun. Boğazı da var... Yünlü... Sakın bana bunun bir kazak olduğunu söyleme, seni psikolojimi bozmaktan tutuklatırım."
    "Ya anne," dedim dizlerimin üzerine yere çökerken. Sesim iyice ağlamaklı çıkmıştı. "Ya neden ben?"
    "Sesin midemi bulandırıyor, işim bitene kadar çok konuşmazsan sevinirim."

                         (Yaprak ve Tuna, birinci kitap sayfa 271) 





    Sinan: Gözümün önünde herkes sevgili yapıyor, kız götürüyor, yılların Kazanova'sı Sinan çölde bir damla su arıyor.
    Gökhan: Bu yine Bihter'e döndü anasını satayım. 'Gözümün önünde seviyorlar birbirlerini...'
    Sinan: Kanka bende öyle bir şans var ki, Bihter olsam Behlül değil, Beşir düşer bahtıma.

                        (WhatsApp konuşmaları, birinci kitap sayfa 288) 






    Sinan burnunu kırıştırarak birkaç saniye Ali'ye ciddiysen seni lanetleyeceğim bakışı atıp Oğuz'a döndü.Oğuz abartılı bir Burger King çalışanı ses tonuyla, "İki lira farkla şokunuzu bir boy büyütmek ister misiniz?" diye sordu.
    "Double seçim şok istiyorum, ancak yeter."
    "Soslarınız ne olsun?"
    "Kan ve kızılcık şerbeti olsun... Kan içerim, kızılcık şerbeti içmedi dedirtmem."

                          (İkinci kitap, sayfa 14) 





    "Beni yine oyuna getiriyorsan çok kötü olur sarı kafa. Yeminle kabusun olurum bu defa!"
    "Rüyalarım olduğun gibi mi?"
    "Allahım... Allahım..." Bir buton arar gibi parmaklarımı vücudumda gezdirdim. "Yavşaksavar butonum neredeydi benim!"

                        (Yaprak ve Barış, ikinci kitap sayfa 37) 





    Dersin onuncu dakikasında kapı çaldı. Gökhan leş gibi bir suratla, "Girebilir miyim hocam?" diyerek içeri girdi. Fizikçi, uzun bir aradan sonra Gökhan'ın açığını yakaladığı için memnun olduğunu belli edercesine bıyıklarının altından güldü. Başıyla tahtayı işaret edip, "Bir şartla," dedi.
    Oğuz kulağıma eğilip, "Tahtaya sırtını daya ve bıyıklarımı vücuduna sür," deyip güldü.

                            (İkinci kitap, sayfa 201) 





    Oğuz, sanki fal bakmaktan anlıyormuş gibi bir süre fincanı evirip çevirip inceledi. Dudaklarını hafifçe büzerek, "Haleciğim, bir yerin kabarmış?" dedi.
    Gökhan sinirlenip, "Yavaş!" diye bağırdı. "Sana buradan bir kabarırım, dünyan döner ha!"
    Oğuz, Gökhan'ı yok sayıp burnuyla fincanın içini işaret etti. "Haleciğim, burada agresif biri var, kim o?" diye sordu Gökhan'ı ima ederek.
    Gökhan eğilip, "Üç vakte kadar seni siktim siktim, bilemedin beş... Ama kurtuluşun yok Oğuz," diye fısıldadı.

                          (İkinci kitap, sayfa 268) 




    Yaprak: Ulan bir durun! Goygoyun sırası değil, iş ciddi! İki gün sonra Ali'nin doğum günü! Unuttuk...
    Sinan: Kanka ne kasıyorsun? Bir pasta alır, iki üç mum dikeriz...
    Yaprak: Sıkılmadınız mı yahu? Daha değişik bir şey yapmalıyız...
    Oğuz: Bir pasta alır, mumları Gökhan'ın açılmamış goncalarına dikeriz. Değişiklik...
    Gökhan: Oğuz, senin en olmadık yerlerine mum diker, dilek olarak da Allah'tan belanı diler, öyle sikerim.
    Sinan: Kanka ayağa kalktım, yemin ederim öyle alkışlıyorum.

                         (WhatsApp konuşmaları, ikinci kitap sayfa 387-388) 










PUANIM ♛ 


   4 YILDIZ:  İlişkimiz böyle güzel devam ediyorken neden bu kadar çabuk bittin ki? 
    

                                                           VE 


    3 YILDIZ:  Bitirmek için kendimi öldürdüm ama idare edeceğiz artık ne yapalım? 




















0 yorum:

Yorum Gönderme