Bir Kraliçe, istediği kitaplara sahip olmak için çok kötü şeyler yapar...


16.8.19

"Mezarla Randevu - Jeaniene Frost" Kitap Yorumu ♛



    Herkese kkk-oo-caaa-maaan bir merhaba! Evet, evet yine ben, hep ben, her zaman ben! Fena halde bir üşengeçlik hastalığına yakalanmazsam, domuz gribi veya bir çeşit kanla bulaşan hastalık falan beni bulmazsa uzun bir süre de buralarda sürekli ben olacağım. O yüzden bana ve manasız açılış konuşmalarıma alışırsınız diye umuyorum çünkü açılış konuşması yapmaktan nefret ediyorum. Ondan dolayı hep kısa tutuyorum, nihahaha.

heem.
    Bu güzel mi güzel, komik mi komik, seksi mi seksi kitabın yorumunu aslında dün girecektim ama eve geldiğim zaman aşırı yorgundum. Bilgisayarı açmak bile büyük bir işti, o yüzden bugüne kaldı. Kimse kusura bakmasın, ehehe. (manasızca gülme efekti) Jeaniene Frost ile tanıştığımdan beri kadın beni hiç hayal kırıklığına uğratmıyor. Gece Avcısı serisi hakkında pek bir şey okumamaya çalıştım çünkü bu seriye de sıfır beklenti ile başlamak istiyordum. Öyle de yaptım, goodreads da olan yorumları bile okumadım. Böyle yapmak benim için daha iyi oluyor çünkü kötü yorumları kitabı okumadan önce görünce hevesim kaçıyor. Aynı şey iyi yorumlar için de geçerli tabii, onlar yüzünden de beklentim artıyor. Aptal jöle ben.

    Mezarla Randevu kitabımıza geçelim. Buradaki ana karakterlerimiz Gece Prensi serisinde kısacık kısacık gördüğümüz Cat ve Bones! Cat müthiş badass, müthiş sert bir hatun. Kimseye ihtiyacı yok, gerçekten çok güçlü ki müthiş bir şey. Bones desen... Ah Bones, benim üzümle kekim! Vlad kadar vurulmadım sana ama olsun, onun yokluğunda bana iyi bir yoldaş olacaksın. Kendisi öyle komik, öyle seksi, öyle tatlı ki! Daha birçok sıfatla övmek istiyorum ama önce biracık kitabımızın konusundan bahsedelim. Catherine -yani kısaca Cat veya isteğe bağlı olarak Kedicik- yarı vampir yarı insan. Bu spoiler falan değil, sakin olun ve okumaya devam edin. Annesi insan ve babası da vampir ki bunu okuyunca 'noluyoruz be, hani vampirler insanları hamile bırakamıyordu, Leila öyle demişti!' falan oldum ama bunun sebebi de Cat'in babasının annesine tecavüz ettiği zaman hala spermlerinin yüzüyor durumda olmasıymış. Bize de bunu Bones söylüyor. Yani demek istediğim Cat'in babası daha yeni vampir olmuş bu olay gerçekleştiği zaman, tamamen insani özelliklerini kaybetmemiş. Bu yüzden Cat çok önemli, dünyadaki tek melez falan.

    Cat ise bu durumdan memnun değil çünkü 16 yaşından beri bunu biliyor ve annesi tarafından hep 'vampirler şeytandır, senin bir tarafın da şeytan sakın o tarafa kayma, bla bla bla' gibi şeyler ile büyütülüyor. Normal insanlardan daha güçlü, daha hızlı ve vampirlerin sahip olduğu yeşil gözlere sahip. Ve babasından haklı olarak nefret ediyor, onu öldürmek istiyor. Bu yüzden de vampir avlamaya başlıyor, içlerinden biri babam olacak umuduyla. Bir barda Bones'u görüyor ve vampir olduğu için onu da öldürmek istiyor ama puf! yanlış kayaya tosluyor. (eheheh)

    Hikayenin genel konusu böyle, Bones ilk tanıştıkları akşam Cat'i geri çeviriyor çünkü bir görev üstünde ama Cat bu görevin tamamen içine ediyor ve Bones'un ilgisini çekiyor. Sonra üzümlü kekim Bones Cat'i eşek sudan gelinceye kadar dövüyor (böyle deyince komik değil ama sahne cidden komikti) ve ikisi ortak bir düşman için anlaşma yapıyorlar çünkü Bones da kendince farklı sebeplerle vampir öldürüyor! Onun sebebini de ben söylemeyeyim ayol, okuyun okuyun.


ay bu gerçekten kedicik! 

    İşte böylece hikayemiz başlıyor, yavaş yavaş birbirlerine aşık olmalarını, Cat'in vampirlere karşı olan ön yargısının yıkılmasını, Bones'un Cat'i eğitmesini okuyoruz. Çok çok komik sahneler vardı, baya okurken sesli güldüm. Aralarındaki ilişki çok güzeldi, hemen birbirlerinin üzerine atlamadıkları için yazara bir teşekkür etmem lazım. Bones'un geçmişine de çok üzüldüm, onun da Vlad gibi zor bir hayatı olmuş. Ayrıca bence karşımızdaki düşman da çok iyiydi. Onun insanları kullanması, valinin falan işin içinde olması çok güzel kurgulanmıştı.

    Beni rahatsız eden, hatta rahatsız bile demeyeyim de 'ay keşke şöyle olsaydı' dediğim sanırım tek şey Cat'in Bones'a karşı hislerini aşırı geç söylemesi ve kitabın sonu. Tamam konunun farklı bir yere bağlamasına çok sevindim ama şart mıydı yani öyle bir son? Nefret ediyorum kitapların sonunun öyle bitmesinden. (öyle derken nasıl yani sayın jöle diyen varsa alsın okusun, OKUYUN BU KİTABI, BU KADININ TÜM KİTAPLARINI, OKUYUN).  Ayrıca burada vampirler haricinde gulyabanileri ve hayaletleri de görüyoruz. Onlar hakkında daha çok şey okumak istiyorum. Ve aklıma takılan bir şey vardı, Gece Prensi serisinde Cat ve Bones akıl okuyabiliyorlardı, Cat'in bunu şuan yapamaması normal ama Bones neden yapamıyor anlamadım. Zaten ultra güçlü, usta bir vampir. Bunu açıklayın ey insanlar!

    İkinci kitaba başladım bile, son yirmi sayfa falan kaldı bitmesine onun da. İlkinden daha mı çok sevdim emin değilim ama bundan diğer yorumda bahsederim. Ayh, uzun lafın kısası Cat ve Bones okuduğum en ateşli, komik, saç baş yolduracak olan çiftlerden biri. Ayrıca Cat'in annesini birazcık öldürebilir miyim? Çok çok AZICIK. Ayol bu ne sinir bozucu bir kadındır, seni gidi pis yelloz. Hiç sevmedim onu, hiiiiç.

    Kitabın hiç bitmeyen aksiyonu da çok hoş bence. Her an 'ay acaba şimdi ne olacak' hissi ile okuyorsunuz ve bu sizin daha da meraklanmanıza yol açıyor. Tansiyon hiç düşmüyor. Bu bazıları için sinir bozucu gelebilir ama benim için iyiydi. Aynı gün içerisinde kitabı bitirmeme yol açtı bu durum. Umarım seri kendini hiç bozmaz, vallahi çok sevdim ya. Altı kitap boyunca bu şekilde ilerlerse tadından yenmez. NOLUR BOZMA!

    Evvvet, daha fazla bir şey söylemeyeyim. İkinci kitabın yorumunda daha çok konuşurum, söz (sanki az konuşuyor gibi bu da amaaan). Bir daha görüşüne kadar, kendinize çok iyi bakın! bye bye!











ALINTILAR ♛ 



    Bones beni tuttu. Buna itiraz edecektim ama nasıl itiraz edeceğimi hatırlayamadım.
    "Sen neden bahsediyorsun?"
    "Winston donumun içine girdi, işte bundan bahsediyorum!" diye haykırdım hıçkırıklarımın arasında.
    "Seni pislik zampara hayalet!" diye bağırdı Bones mezarın bulunduğu yere doğru. "Eğer hala işeyebilseydim, gelip mezarına işerdim."

                      (Sayfa 71) 





    "İnan bana dostum, kadınların üstüme çıkmasından asla hoşlanmadım. Sana bir merhaba demek için uğramıştım ama bu şeytan, gözlerime fırlattığı taşlarla beni kör etti. Kıpırdadığım anda kalbime gümüş bir kazık saplamakla beni tehdit etmeden önce de üzerime atılıp kafamı yarmaya çalıştı! Amerika'ya gelmeyeli sadece birkaç yıl oldu; selamlaşma yönteminin bu kadar değiştiğini bilmiyordum!"
    Bones gözlerini devirdi ve adamın omzunu sıvazladı. "Hala hayatta olduğunu sevindim Charles, Cat'in elinde gümüş kazığı olmadığı için şanslısın. Yoksa seni olduğun yere mıhlardı. Birine önce saldırıp sonra kendini tanıtmak gibi bir alışkanlığı var."

                      (Sayfa 268) 





    "Benim her şeyimi elde edene kadar durmayacaksın, değil mi? Vücudumu, kanımı, güvenimi... Ve hala daha fazlasını istiyorsun."
    Neden bahsettiğimi biliyordu ve hemen cevap verdi.
    "Senin en çok kalbini istiyorum. Diğer her şeyden daha fazla. Kesinlikle haklısın, onu elde edene kadar durmayacağım."
    Yanaklarımdan yaşlar akmaya başladı, çünkü artık gerçeği saklayamazdım. Bu kadar uzun süre bunu nasıl içimde tutmuştum bilmiyorum. "O zaten senin. O yüzden durabilirsin."

                       (Cat ve Bones, sayfa 347) 





    "Tüm olanlara rağmen seninle tanıştığıma çok mutluyum, bunu bilmeni istiyorum," dedim. Boğazımda bir şey düğümlendi. "Hayatımın en şanslı günüydü. Eğer seni tanımasaydım, biri tarafından sevilmenin nasıl bir şey olduğunu asla bilmeyecektim. Birinin benim her şeyimi sevmesinin, benim nefret ettiğim yönlerimi bile... Hayatımı boşlukta ve suçluluk duygusuyla geçirecektim. Ama sen bana yeni bir dünya gösterdin Bones. Tüm yaptıkların için sana asla yeterince teşekkür edemeyeceğim ama ölene kadar her gün seni seviyor olacağım."

                         (Cat, sayfa 439) 
 












PUANIM  



    4 YILDIZ:  İlişkimiz böyle güzel devam ediyorken neden bu kadar çabuk bittin ki?









0 yorum:

Yorum Gönder