Bir Kraliçe, istediği kitaplara sahip olmak için çok kötü şeyler yapar...


30.7.15

Joyce Maynard İle Keyifli Bir Röportaj! ♛



    Merhaba sevimli insanlar! Ben kısa bir süre önce Joyce ile bir röportaj yaptım! Kendisi ile mail yoluyla konuştuk. Benim röportaj yapma teklifimi bir dakika sonra kabul etti ve tüm sorularımı da yanıtladı. Çok tatlıydı, ben onu çok sevdim. Çeviri de Merve'den bu arada! Teşekkürler aşkım!

    BEN; Tekrar Merhaba Joyce! Ben Zeynep, Turumuz adına buradayım. Sana bir sürü sorum var. Umarım sıkılmazsın.
    1-) İlk olarak Türk Okuyucularına kendini tanıtır mısın? Joyce Maynard nasıl biridir? Neler yapmaktan hoşlanır?

    JOYCE; Ben nelerden hoşlanırım? Güzel... Dağlarda yürüyüş yapmayı ve göllerde yüzmeyi seviyorum. (Yüzme havuzlarında yüzmeyi sevmem). Müebbet Aşk'tan da tahmin edebileceğin gibi çok iyi pasta yaparım. Ve güzel aşk hikayelerini gerçekten çok seviyorum. (Bu yüzden bu konuda yazıyorum).  

    BEN; 2-) Yazmaya nasıl başladın? Senin gibi yazar olmak isteyenler için, mesela benim gibi insanlar için tavsiyelerin var mı?

    JOYCE; Gençliğimden beri, yani tüm hayatım boyunca yazdım. Bu aslında şimdiye kadar sahip olduğum bir iş. Belki bir gün "At Home In The World" Türkçe'ye çevrilir ve benim nasıl yazar olduğumun hikayesini siz de öğrenebilirsiniz. En iyi tavsiye ise: Okumak. Yakından gözlemlemek. Soru sormak. Güçlü bir iş ahlakı geliştirmek. Erken kalkmak. Ve cesur olmak.

    BEN; 3-)  Bir çok kitap yazdığını biliyorum, ama bunların içinden favori kitabım dediğin bir kitap var mı? Yazarken kendine en yakın hissettiğin kitap yani.

    JOYCE; Nasıl seçim yapabilirim ki? "Raymond Carver" tarzı (gündelik olayları anlatan hikayeler) yazmayı seviyorum. Sonra Jane Austen'ı seviyorum. 
    Yeryüzündeki ortak iki dil nedir? 
    Sevginin ve doğrunun dili...

    BEN; 4-) Müebbet Aşk adlı kitabını nasıl yazmaya başladın? Yazarken ilham aldığın bir olay yaşadın mı?

    JOYCE; Müebbet Aşk'ın yazılması benim için her şeyden farklıydı. New Hampshire ormanında küçük bir kulübedeyken, geceleyin bir gencin sesini duydum. Uyandığım zaman onun hikayesini yazmaya başladım, sanki o odanın içindeydi ve bana anlatıyordu. Neler olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyordum. Bu, kitabı on günde yazıp bitirmemi açıklar belki. Neler olduğunu açığa çıkarmalıydım. 

    BEN; 5-) İlk kitabını eline aldığında ne hissettin? O zaman yaşadığın duyguları bana anlatır mısın? 

    JOYCE; Güzel, benim daha önce de kitaplarım yayınlandığı için ellerimde bir kopyasını tutmak artık o kadar da heyecan verici değil. Ama bu benim Türkiye'de yayınlanan ilk kitaplarımdan olduğu için bir Türkçe basımını elimde tutmanın çok heyecanlı olacağını umuyorum. Henüz görmedim. Ne yazık ki Türkçe çevirsini de okuyamayacağım. 







    BEN; 6-) Muhtemelen onlarca imza günün olmuştur! İmza günlerinde yaşadığın en komik anı hangisi? Veya en ilginç olan, seni en duygulandıran. Hepsini bana anlatabilirsin! 

    JOYCE; Ben okuyucularımın kitabını imzalarken, küçük çizimler de yaparım. Bunun iki nedeni var. İlki çizmeyi seviyorum. Diğeri ise, ben küçük bir şeyler çizerken okuyucumla kısa da olsa sohbet edebiliyoruz. Onları mutlu görmeyi seviyorum.

    BEN; 7-) Bir kitabı ne kadar sürede yazıyorsun? Kurguyu belirlemek, karakterleri, diyalogları kararlaştırmak ne kadar sürüyor? 

    JOYCE; Bu her kitap için farklı. Müebbet Aşk 10 gün sürdü ve daha sonra bazı değişiklikler yaptım. Ama henüz yakınlarda bitirdiğim kitabı bir yıldır yazıyorum ve şimdilerde son değişiklikleri yapıyorum. Umarım bu çalışmam da ülkeniz de yayınlanır. 

    BEN; 8-) Sorularımın sonuna yaklaştım! Ayrıca, ilk kitabının ne zaman çıktığını çok merak ediyorum!

    JOYCE; Biraz geri gidersek benim ilk kitabım "Looking Back" idi. 1973 yılında ben 19 yaşındayken yayınlandı. Yazmayı o zamandan beri bırakmadım. 

    BEN; 9-) Türkiye'ye hakkında ve Türk Okurların hakkında ne düşünüyorsun? 

    JOYCE; Türkiye'yi ziyaret etmeyi çok isterim! 

    BEN; Benimle röportaj yaptığın için sana çok teşekkür ediyorum! Bıkmadan sorularımı yanıtladın! Harikasın Joyce, sana kucak dolusu sevgiler. Ve beni iğrenç İngilizce'm yüzünden affet. Hiç iyi değildir de.

    JOYCE; Ah, Zeynep! Senin İngilizcen benim Türkçe'me göre çok iyi!  







0 yorum:

Yorum Gönderme