Bir Kraliçe, istediği kitaplara sahip olmak için çok kötü şeyler yapar...


11.2.17

"Son Çarem - Kübra Nur" Kitap Yorumu ♛



    Selam canlarım. Okulun ilk haftasını arkamızda bıraktık ama bu muhteşemiz, mutluyuz demek değil çünkü biliyoruz ki iki gün sonra tekrar aynı yere döneceğiz. Nedir benim çektiğim ya? Bir de ilk hafta olduğu halde yapmam gereken onlarca işim var. Başladı yine meymenetsiz! Öhöm, neyse arkadaşlar ben sakinim. Gayet iyiyim, sorun yok (VAR, hah). Umarım sizlerin ilk haftası gayet güzel geçmiştir ve herkes şimdi mutludur. Bunu sempatik olmak için söylediğimi düşünmeyin (aslında öyle ama düşünmeyin, susun), ben sadece sizleri de düşünüyorum.

Ayrıca bu kapak öncekinden
çok daha şirin. 
    Son Çarem benim beklentilerimin üstünde çıktığı ve kitabı çok beğendiğim için mutluyum. Kübra Nur'un daha önce sadece bir kitabını okumuştum, onun yorumunu okumak isterseniz tık tık. Son Çarem hakkında hiçbir şey ama HİÇBİR ŞEY bilmiyordum ve 'öf inşallah sıkılmam da hemen bitiririm' diye başlamıştım. Bu kadar şirin ve eğlenceli bir kitap olacağı aklımın minik bir köşesinden bile geçmezdi. Yazarın kaleminin çok akıcı olduğunu diğer kitabından dolayı biliyordum (çirkin ördek yavrusu'ndan biliyordum, ay o ne tatlı bir kitaptı! meriiiiiğğç) ama gittikçe kendini geliştiriyor. Bazı esprilere o kadar çok güldüm ki kendime şaşırdım. Vay be.

    Kitabımızın baş karakteri Mayıs Ekiz, sakar, şirin, boşboğaz, Trabzonlu bir sarışın. İstanbul'a okumak için gelmiş ve kardeşi Nisan ile birlikte yaşıyorlar (bence isimleri çok minnoş nisan-mayıs, mayıs-nisan ehe). Mayıs üniversiteden mezun olduktan sonra iş aramaya başlıyor ama bir türlü bir iş bulamıyor ve cidden iş bulması gerek çünkü Trabzon'a geri dönmek istemiyor. Neyse, yine iş bulamadığı bir gün bankta otururken yanına yakışıklı, cillop gibi bir adam oturuyor. Akın Arıkan. Ona bir iş teklifinde bulunuyor, abisi Arın Arıkan'ı takip etmesini ve neler yaptığını kendisine rapor etmesini istiyor (evet bunların isimleri de çok aşırı minnoş, akın-arın, arın-akın ihihi). Bir de çek veriyor, baya yüklü bir miktarın yazılı olduğu bir çek. Mayıs da bunu kabul ediyor ve tatlı hikaye böylece başlamış oluyor.

    Mayıs ve Arın o kadar komik ve sevimli bir çift oldular ki! Her diyaloglarını, her sahnelerini yüzümde kocaman bir gülümseme ile okudum! Bayıldım, bayıldım! Arın başta sert, kötü çocuk imajı çizdi ama hiç de öyle bir karakter değil ve bence Kübra Nur tam da olması gerektiği gibi bir karakter yaratmış çünkü Arın enfesti! Vallahi enfesti yani, o kadar tatlıydı ki! Komik, zeki, tatlı, yakışıklı, duyarlı Arın. Vallahi tam da istediğim erkek modelini almış yazmış Kübra Nur. Benim hayatıma da bir Arın lazım, tamam hadi Akın da olur. Ama lazım yani, en kısa zamanda şöyle bu yıl ya da önümüzdeki yıl içerisinde karşıma çıkabilir.

    Mayıs ve Arın'nın her sahnesine gülerken böyle olabilirim (ama hayır onların sahnelerine gülerken zenci olmuyorum, susun);
















    Kitabın içinde bir ara Damla ve Meriç karşımıza çıktı. Ay nasıl sevindim, nasıl mutlu oldum onları görünce! Meriç her zamanki gibi muhteşemdi ve hala zihin okuyabiliyordu. Damla ise hamileydi! Ay canlarım benim, onları her zaman çok seveceğim. Çirkin Ördek Yavrusu'nun benim için yeri farklı. Kübra Nur gittikçe hoşuma giden bir yazar olmaya başladı, şimdi yalan yok. Diğer kitaplarını da takip edeceğim ve Son Çarem de bir seriymiş zaten. İkinci kitabı Son Şansım da çıkmış. Onu ne zaman alır okurum bilmiyorum ama elbet bir gün okurum. Bir yıl sonra mı olur iki yıl sonra mı olur bilemiyorum. Sonuçta ben güvenilmez bir jöleyim.

    Daha fazla ne söyleyebilirim bilmiyorum ama Son Çarem benim bile yüzümü güldürdü ve her anından zevk alarak okudum. Mayıs ve Nisan arasındaki diyaloglara çok güldüm, Trabzon da geçen sahneleri Mayıs'ın Trabzonlu olduğunu öğrendiğimden beri içten içe istiyordum o yüzden o sahneler favori sahnelerim oldu. Babaannesi kitaptaki favori karakterim, öyle sevdim o yaşlı kadını. Senin şiveni yerler tontoş.

    Kitapçıda falan gördüğünüz zaman gidin bir bakın, karıştırın kitabı. Gerçekten keyifli zaman geçireceksiniz okurken, çok ciddiyim yahu. Benim zevklerime güvenen tek bir Allah'ın kulu varsa zaten gidip alır ama öyle birinin olduğunu sanmıyorum, o yüzden herkese bu kitaba bir şans vermesini söylüyorum. Kübra Nur'a bir şans vermesini söylüyorum. Bu şekilde kendini geliştirmeye devam ettiği sürece daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Pekala, bu kadar. Adios millet. 👅

 






                               

                                           ALINTILAR ♛ 



    Bu adam hiç de sevgilim gibi konuşmuyor ama, daha çok patronum gibi. Allah biliyor ya, patronlardan yana epey nasipliyim. "Tamam, sevgilimi bir raporla tanıyacağım hiç aklıma gelmezdi." 
    "Benim de." Acıklı bir iç çekişle ekledi. "Üstelik güzel bir rapor hazırlayabileceğinden de şüpheliyim." 
    Umarım ilişkimizin sonu kanlı bitmez. Çünkü böyle konuşmaya devam ederse suratının güzelliğine aldırmadan karnını deşeceğim bu adamın. 

                 (Mayıs ve Arın, sayfa 58) 




    "Artık şapkanı çıkartsan diyorum? İçeri girdik."
    Sözleriyle birlikte gerildim. Adam taktı benim şapkama. "Hadi ya, söylemesen fark edemeyecektim." 
    Yaramazca sırıttı. "Biliyorum, o yüzden söyledim zaten." 

                 (Mayıs ve Arın, sayfa 63) 




    "İnsanların yanında sevgilimmiş gibi davranman gerek. Kaçığın tekiymiş gibi değil, bunu unutma. Benimle tartışma, bana bağırma, bana vurma, bana bir şeyler fırlatma, insanların ortasında beni bırakıp gitme-" 
    Lafının ortasında kendimi tutamayarak sesli bir kahkaha koyverdim. Arın'ın verdiği talimatlar 49 kiloluk -aslında 50 ama aramızda bir kilonun lafı olmaz- orta boylu bir kadına değil de karısına şiddet gösteren iri yarı şerefsizin birineymiş gibi gelmişti kulağıma. Bana vurma, bana bağırma, lanet olasıca herif bana biraz değer ver! 

                   (Sayfa 113) 




    "Bak o arabanın camından attığın hasır şapka var ya, türünün tek örneğiydi." 
    "Yok ettiğim için bir madalyayı hak ediyorum o zaman." 
    "Ayrıca kendisi benim en sevdiğim şapkamdı. Yazın onsuz sahile inmezdim." 
    "Turistleri büyük bir işkenceden kurtardım." 
    "Yazlık elbiselerime çok güzel uyuyordu ve ona uygun bir hasır çantam bile vardı!" 
    "Hasır çanta mı? Allahım, resmen ulusal bir kahramanım." 

                     (Mayıs ve Arın, sayfa 213) 




    "Hey," dedi kaşlarını huysuzlukla çatıp. "Tek başıma kürek çekmeyeceğim, değil mi?" 
    O an onu sandaldan aşağı atmamak için kendimle çetin bir savaş vermem gerekti. "Tek başına çekeceksin," dedim sevimli çıkması için uğraştığım sesimle. "Yoksa kendini gölde bulursun." 
    "Bu ilişkide şiddet görüyorum," dedi ciddi bir şekilde. "Ayrıca psikolojik baskı da cabası." 

                      (Mayıs ve Arın, 252-253) 













                                                    PUANIM  


    4 YILDIZ:  İlişkimiz böyle güzel devam ediyorken neden bu kadar çabuk bittin ki?














 

0 yorum:

Yorum Gönderme